shadesofparanoia:
8 Mart 1857 Amerika'sı,bir dokuma fabrikası ve işte tam olarak burada başlıyor kadın dayanışması…Ağır çalışma koşullarına karşılık düşük ücretlere artık tahammül edemeyen emekçi kadınlar,bir diğer tabirle köleleştirilmeye boyun eğmeyerek başlarını gururla göğe kaldıranlar…
40.000 kadınla başlayan bu onurlu mücadele,patronun fabrika kapılarına kilit vurmasıyla gelişiyor ve içeride meydana gelen şüpheli yangında kaçacak yer bulamayan 129 kadının ölümüyle sonuçlanıyor.O yangının aleviyle körüklenen öfkemiz,öldürülen her kadında kat be kat artıyor,evlendirilen her çocuk gelinde kendine bir pay buluyor.
Ne kadar susturmaya çalışsanız da unutmayın,her şarkıya kahkahamız karışacak.Biz bir gün Nene Hatun gibi sembolü olacağız direnişin,bir diğer gün Halide Edip misali destanlaştıracağız öykümüzü.“Kadın kısmı evinde oturur ” dediğiniz gün Ayşe teyze olup gezeceğiz dünyayı şehir şehir,ülke ülke.“O saatte kadının işi ne sokakta? ” dediğiniz her vakit meydanları doldurmaya devam edeceğiz.Sokaklar sadece sizin değil ve unutmayın,on ikiden sonra büyü bozulmaz.
Masum göstermeye çalıştığınız masallarınız alın sizin olsun,yıllarca beyaz atlı prens beklemeyeceğiz veya sarkıtmayacağız saçlarımızı kuleden.Bir kurbağanın öpmekle prense dönüşmediğini de çok iyi biliyoruz.
Biz bugünlere kolay gelmedik,biz yarınlara da kolay gitmiyoruz.Açtığımız her yeni sayfada geçmişin kanlı izleri var.Münevverler var ardımızda,Özgecanlar var,yakılarak öldürülenlerimiz,töre cinayetine kurban gidenlerimiz,“gururlu ağabey"lerin aldığı canlar var.Ama unutmayınız ki suratımıza asit dökseniz bile tek gözümüzle hâlâ makyaj yapacak kadar cesuruz çünkü hepimiz Reshma'nın ruhundan taşıyoruz birer parça.
Üzerimize inşa ettiğiniz barajlar ne akışımızı engelleyecek bizim,ne de sularımızı denizlere hatta okyanuslara kadar ulaştırmamıza mani olacak.Biz bir gün bu barajların hepsini yıkacağız.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.
(via shadesofparanoia-deactivated202)